EBA’da Yaz Günleri

Neler oldu, neler…

Geçen birkaç ay içinde yeni bir blog yazısı ekleyemedik; çünkü ekip olarak sizlerle birlikteydik.

EBA ekibi olarak illerinize geldik, okullarınızı gezdik, anketler uyguladık, sizlerle konuştuk, ihtiyaçlarınızı beklentilerinizi dinledik.

Çalıştaylar yapıp akademisyenlerle fikir alış verişinde bulunduk.

Yapılan eğitim seminerlerinde okul idarecilerimize EBA’yı anlattık, onların düşüncelerini dinledik.

Portal üzerinden çeşitli konularda sorular sorduk, ufkumuzu açan cevaplar aldık.

Destek servisi üzerinden karşılaştığınız sorunları ve beklentilerinizi anlattınız, ekip olarak çözüm aradık.

Kiminiz “harika” buldu bu portali, kiminiz “yapamazsınız” dedi…

Kiminiz “gurur” duydu, kiminiz teknolojinin bu kadarından “ürktü.”

Kiminiz gelip tebrik etti bizleri, kiminiz “Neden bu da yok?” diye hesap sordu.

Alınmadık, gücenmedik.

Böbürlenmedik de…

Hepiniz haklıydınız eleştirilerinizde, samimiydiniz isteklerinizde, gerçekçiydiniz beklentilerinizde…

Sonuçta; iki ay geçti. Yaptığımız anketlerden, görüşmelerden, seminerlerden, çalıştaylardan çok faydalandık, kendimize pay biçtik. Çuvaldızı başkasına batırmadan önce bir daha, bir kere daha düşündük.

Olumlu görüşleri yüzümüzde bir tebessümle okuduk, ekip arkadaşlarımızla paylaştık.

Olumsuzları yabana atmadık; haklılığını ve gerekçelerini tartıştık, problemleri çözmenin yollarını aradık.

 

 

Ubuntu: Birlikteliğin Gücü 

“Her şeyin başlangıcı küçüktür.” demiş bundan yüzlerce yıl önce Romalı düşünür ve hatip Cicero.

Bizlerin hayata geçirmek için çalışıp didindiği Eğitim Bilişim Ağı da başlangıçta küçüktü. Bir tohumdu, bir nüveydi, bir fikirdi.

O tohum yeşerdi, o nüve dallanıp budaklandı, o fikir vücut buldu artık…

Afrika’da çalışan bir antropolog oradaki yerli bir kabilenin çocuklarına bir oyun oynamayı önermiş. Demiş ki: “Ağacın altına koyduğum meyvelere ilk ulaşan, o meyveleri yiyebilecek. Yani ödülü bu olacak. Hadi, şimdi başlayın birinci olan ödülü alacak.”

O anda bütün çocuklar el ele tutuşup koşmaya başlamış. Böylelikle ağaca hep beraber varmışlar ve yine hep beraber meyveleri yemeye başlamışlar.

Antropolog neden böyle yaptıklarını sorduğunda ise şu yanıtı vermişler: “Biz buna UBUNTU deriz. Nasıl olur da birimiz mutsuz olduğunda bir diğerimiz o ödülü alıp yiyebilir?”

Ve ubuntunun anlamını açıklamışlar: Onların dilinde ubuntu “Ben biz olduğumuz için ‘Ben’im.” demekmiş.

 

Sizlerden bizlere…

“Zaman içerisinde zengin bir bilgi kaynağı olacağına inandığım bir sistem.” diye yazmış bir öğretmenimiz görüşme formlarından birinde…

“Umarım hepsini yapabilirsiniz. Çünkü kapsamı çok geniş tutmuşsunuz, yapılabilir gibi gelmiyor bana.” diyerek belirtmiş kaygısını bir başka meslektaşımız.

“FATİH projesi şu an uygulamada ve içerikte kısıtlı kalmış olsa da, gördüğüm kadarıyla EBA’yla birlikte zenginleşecek diye düşünüyorum.” diye yazan öğretmenimiz daha da fazla çalışmamız gerektiğini anlatıyor bizlere.

“EBA’da soru bankaları olmalı, her öğretmen ortak bir yazılımla kolayca soru yazıp ekleyebilmeli. Öğretmen tabletinde hazırladığı bir sınavı öğrencilerin tabletine yansıtıp yazılı sınavları yapmalı. Bu tür yazılımlara öncelik verilmeli.” diyen öğretmenimiz ihtiyaçlarını yazmış art arda…

Ve son zamanlarda destek servisimize gelen tebrik mesajlarından biri: “Bu kadar mükemmel bir portalden yeni haberdar olduğum için üzüntü içerisindeyim. Çok güzel bir çalışma içindesiniz.”

Eğitim güzel bir uğraş olduğu için, öğretmenlik onurlu bir meslek olduğu için, eğitimcilerin iyiyi ve güzeli hak ettiğini düşündüğümüz için çalışıyor, sizlerin desteğiyle can buluyoruz.

 

Son söz…

Şimdilik “son” söz yine sizlerden…

“Fatih Projesini ve buna bağlı olan EBA’yı Türk milletine kazandıran bu genç kadroyu kutluyorum.”