Eğitim ve Değişim

Sivas Lütfi Fikret Tuncel İlkokulu’ndan Metin BİLBAY öğretmenimizin eğitim ile ilgili deneyimlerini paylaştığı yazısı…

Eğitimde değişim ister gelişmiş, ister gelişmekte olan isterse geri kalmış olsun bütün toplumlar için vazgeçilmez bir olgudur. Hızla gelişmekte olan ülkemiz için de vazgeçilmezdir. Bir ülkede eğitimde değişim yaşanmıyorsa gelişim de yaşanmıyordur. Ancak, her değişim değişimden etkilenenler tarafından kolayca kabul görmeyebilir. Bazen de değişime direnç oluşabilir, oluşturulabilir. Özellikle eğitimin uygulayıcıları olan öğretmenler, bu direncin merkezinde yer alabilir. Öğretmenin direnç merkezi olması değişimi akamete uğratabilir. Bu durum nesillerin harcanmasına neden olur. Öğretmenlerde değişime ret duygusunun ve bu duygunun doğurduğu ret ifadelerinin bertaraf edilmesi değişimin başarıya ulaşmasının ana sebebidir.

Eğitimde değişime reddin ifade ve yansımalarının ortaya çıkış nedeni araştırıldığında çözüme de yaklaşılmış olacaktır.

Eğitim öğretimin uygulayıcısı olan öğretmen ve eğitim yöneticileri öncelikle değişimin gerekliliğine inanmalıdır. Sıradanlaşmış, tekdüzeleşmiş, adeta şartlı reflekse dönüşmüş bir yaklaşımla öğretmenlik mesleğinin icra edilemeyeceğine inanmalıdır. Gelişime kulak tıkayarak, sınıfında kendince başarılı sunumlar yaparak yetkin olunduğunu düşünmek doğru bir davranış değildir. Öğretmenlik mesleği yalnızca iyi bir alan bilgisine sahip olunmasıyla sınırlandırılamaz. Öğretmen; sınıfta, okulda, okul çevresinde ve toplumsal hayatta halka halka genişleyen bir çevrede lider olmalı. Burada karşımıza çıkan kavram “eğitimsel liderlik” ya da “öğretmen liderliği” dir. Lider öğretmen eğitim öğretim faaliyetlerinin her aşamasında müdahil olan öğretmendir. Bulunduğu eğitim ortamında lider öğretmen olan öğretmen ataleti yenerek, mesleki tükenmişlik gibi bir tehlikeye düşmeyecektir.

Eğitimsel liderliğin gerçekleşebilmesinin ilk aşaması ise bu ihtiyacın ortaya çıkarılmasıdır. Öğretmen “lider” olması gerektiğine inanırsa “lider” olmak için gerekli adımları atacaktır.

Öğretmen liderliğini gündemimize taşıyacak olan güç ise; kendi toplumumuzun temel değerleriyle yoğrulmuş olan eğitim felsefemiz olacaktır. Eğitim felsefemiz lider olma yolunda öğretmene ışık tutacaktır.

Öğretmenin yanı sıra okul idarecilerinin de eğitimsel liderliğe ihtiyacı vardır. Uygulanacak bir hizmet içi eğitim faaliyetiyle bu felsefe kazandırılmalıdır.

Ayrıca okullara yeteri kadar ödenek sağlanması halinde okul idarecileri “finansal liderlik” yerine “eğitimsel liderlik” yapacaklardır. Maalesef okul idarecileri eğitim-öğretim faaliyetlerinden çok okulun malzeme ihtiyaçları, bina onarımı vb. işlerle uğraşmaktadır. İdareciler tamirat, tadilat ve malzeme ihtiyaçlarını sadece bir üst makama rapor etmekle yükümlü olmalıdırlar. Böylece enerji ve zamanlarını eğitim öğretim faaliyetlerinde kullanacaklardır.

Eğitimin diğer bileşeni olan veli ve öğrenciler de değişime inanmalı, değişimden kaynaklanan bir belirsizlik ve endişe yaşamamalıdır. Dolayısıyla bir direnç de göstermemelidir. Bu direncin oluşmaması için değişimin temsilcisi ve uygulayıcısı olan öğretmene büyük görevler düşmektedir. İletişim becerileri gelişmiş, toplumda saygın bir yeri olan, veli ve öğrencinin sevip saydığı öğretmen; iyi bildiği ve inandığı değişime karşı tereddüt duyan veli ve öğrenciyi aydınlatacak, değişim sürecinin içine katacaktır. Zaten okulların, öğretmenlerin, hatta eğitimle ilgili her şeyin varlık sebebi olan öğrencileri sürece katmadan hedefe ulaşılamaz.

Değişime, dolayısıyla gelişime inanma ve değişimi uygulamanın sorunsuz ve etkili bir şekilde gerçekleşmesinin önündeki bir diğer engel; uygulayıcılar olan öğretmenlerin değişim sürecine dahil edilmemeleridir. Eğitimciler, değişim sürecine mutlaka dahil edilmelidir. Okul, ilçe, il düzeylerinde çalıştay, anket, zümre, komisyon çalışmaları yapılarak eğitimcilerin de görüşleri alınmalı, teklifleri değerlendirilmelidir.

Bütün bu değerlendirmelerimden sonra, on beş yıllık mesleki tecrübeme ve gözlemlerime dayanarak eğitim hayatımızda önemli bulduğum bazı sorunları paylaşmak istiyorum.

1- Öğretmenlerin Meslek Algılamaları;

Aslında yukarıda bahsettiğim üzere kişisel ve mesleki gelişim ve değişime inanmak, toplumsal değerler ışığında yol gösterecek olan eğitim felsefesini rehber edinen, lider öğretmen olmak için gayret sarf eden öğretmenin meslek algısında bir sorun söz konusu olamaz.

Öğretmen, öncelikle okulda, sonra da okulun yakın ve uzak çevresinde her yönüyle öğretmen olabilmelidir. Öğretmenlik, yalnızca bir geçim kaynağı olarak görülmemeli, görev ve sorumluluk alanı sınıf ile sınırlandırılmamalı, sınıfa girip ders anlatıp çıkıldığında biten bir meslek olarak algılanmamalı. Elbette ki öğretmenlerimizin çok büyük bir bölümü olumlu meslek algısına sahip. Ancak, algılarda meydana gelecek küçük farklılıklar büyük faydalara neden olabilir.

Öğretmen tutumlarında olumlu gelişmeler sağlanması için başta öğretmen yetiştirme sistemimizde değişiklikler yapılarak öğretmen değil, lider öğretmen yetiştirilmelidir. Görevde olan öğretmenlerimiz içinse uzun süreli ve istekli bir hizmet içi eğitim gerekmektedir.

Öğretmen, mesleğine bakması gereken açıdan baktığında birçok sorun kendiliğinden hallolacaktır.

Öğretmenin mesleki gelişiminin devamlılığı için öğretmenlik mesleğine yönelik süreli yayınların ücretsiz ya da indirimli temin edilmesine imkân sağlanması faydalı olacaktır. Her eğitim öğretim yılı başında en az bir mesleki eserin öğretmene hediye edilmesi motivasyonu olumlu etkileyecek, mesleki gelişime katkı sağlayacaktır. Belki de öğretmenin kişisel kütüphanesinin ilk tohumu olacaktır.

2- Mesleki Tükenmişlik;

Mesleki tükenmişlik, meslek algılamalarıyla da doğrudan ilişkili bir sorundur. Mesleki algıları olumlu olan öğretmenlerde tükenmişliğe az rastlanacaktır.

Tükenmişlik bütün boyutlarıyla ele alınarak nedenleri ortadan kaldırılarak daha kaliteli bir eğitim sağlayabiliriz. Ne yaptığını bilen, mesleki doyuma ulaşmış öğretmen tükenmek bir yana her yeni güne tazelenerek başlayacaktır.

Geleceğe yönelik büyük hedefler taşıyabilmek için gelecek kaygısından arınmış olunmalıdır. Moral ve motivasyonun yüksek olması verimliliği artıracaktır. Her yaştan insanlar taktir edilme ihtiyacı duyar. Bu nedenle gerçekten gelişmeye açık, başarılı olan öğretmenler ödüllendirilmeli, ödül çeşitliliği sağlanmalıdır.

Öğretmenler arasında kariyer farkı olmalı. Kariyer edinme, öğretmenin çalışmaları, gelişim düzeyi üzerinden değerlendirilmelidir.

3- Eğitimde Başarı, Değerler Eğitimi;

Eğitimde başarı, sadece akademik beceriler bakımından değerlendirilmemeli. Eğitimde başarı, sadece puanla ölçülemez. Başarılı il/okul, sınav başarısı yüksek olan il/okul olarak algılanmamalı. Akademik başarıda bölge, il, semt, okul, sınıf ve bireysel farklılıklar göz önünde bulundurulmalıdır.

Her öğrenciden aynı derecede ders başarısı beklenemez. Her birey kendi özelliklerine göre kişisel başarıya yönlendirilmelidir.

Bunun yanı sıra, her öğrenciye toplumsal hayatta, aile hayatında mutluluğa, huzura götürecek düzeyde iletişim becerileri, özgüven ve evrensel insani değerler kazandırılmalıdır.

Sınavla öğrenci alan Fen/Anadolu Lisesi gibi okulların kapasitesi bellidir. Her öğrencinin Fen/Anadolu Lisesi ya da üniversite kazanması mümkün değildir, gerekli de değildir. Sınavla öğrenci alan okulları kazanamayan öğrenciler başarısız olarak değerlendirilmemelidir. Okulundan mezun olan ya da bir üst sınıfa geçen bir öğrenci, yaşına uygun olarak kademeler halinde verilen ve insanı insan yapan değerler eğitiminden geçmiş olmalıdır. Artık neredeyse çocuklarımızın ve gençlerimizin hayatından çıkmış olan ahde vefa, sevgi, merhamet, adalet, saygı, doğruluk, diğerkâmlık gibi değerler çocuklarımıza ve gençlerimize özümsetilmelidir.

Ders başarısı yüksek olan öğrenciye de, düşük başarı gösteren öğrenciye de gerekli olan değerler eğitimi, ahlak eğitimi ve karakter eğitimi bir müfredat çerçevesinde verilmelidir. Bu ders geleneksel yöntemlerle değil, alternatif yöntemlerle, oyun, drama ile özümsetilmelidir. Bu ders notla değerlendirilmemeli, öğrencinin yaşantısına yansımalarıyla değerlendirilmelidir.

Öğrenciler, bir üst sınıf ya da öğrenim kurumuna geçtiğinde ya da okul ile öğrenci olarak ilişkisi kesildiğinde, hayat boyu kendisine gerekli olacak özgüvene sahip, iletişim becerileri gelişmiş, gerektiğinde hayır diyebilen, karakter eğitimini tamamlamış bir birey olabilmelidir.

Not ile ifade edilen başarının yanı sıra davranış değişikliğindeki başarı da önemsenmeli. Bilgi yüklemeye yönelik programlar değiştirilerek; deney, gözlem, inceleme, araştırma, rapor hazırlama, gezi, istasyon çalışması, grup çalışmaları, drama gibi yöntemlerin uygulanmasına elverişli hale getirilmelidir.

Kazanımlar kendi içinde değerlendirilmeli, sayısal bir veri olarak görülmemelidir. Bazı davranışların kazanım süresi oldukça uzun olabilirken bazı davranışlar kısa sürede kazandırılabilir.

4- Okul Binaları ve Donanımları;

Mevcut okul binalarımızın büyük bölümü başta deprem dayanımı olmak üzere afetlere, sabotajlara ve saldırılara karşı güvenli olmayan bir durumdadır. Bunların yanı sıra yangı yalıtımı, erken uyarı sistemlerinin olmaması, tahliye yetersizliği ve sığınakların bulunmaması önemli bina sorunlarıdır. Su, ısı ve ses yalıtımının olmaması ayrı bir sorundur.

Binaların eğitim öğretim faaliyetleri bakımından değerlendirmesini yapacak olursak. Binalarımız yine yetersiz kalmaktadır. Dar dersliklerde artarda sıralanmış sıralarda dizilen öğrenciler arkadaşlarının ensesini görerek iletişimi yeterince sağlayamamaktadır. Mevcudun fazla, alanın dar olması sınıf yönetimi için elverişli olan “u” düzeni gibi oturma şekillerini imkânsız kılmaktadır. Böylece göz teması sağlamak güçleşmekte, iletişim kopmaktadır. Ayrıca bu tür sınıf ortamları drama, grup çalışması, istasyon tekniği gibi alternatif ve aktif öğrenme yöntemlerinin uygulanmasını güçleştirmektedir.

Birçok okulda sosyal ve sportif faaliyetlere imkân sağlayan spor/konferans/tiyatro salonu, resim/drama/müzik atölyesi, fen denelerinin rahat ve güvenli şekilde yapılmasına elverişli laboratuvarlar bulunmamaktadır. Mevcut imkânlar en verimli bir şekilde kullanılmaya çalışılmakta ancak istenen verim elde edilememektedir.

Mevcut okul binalarımızın bir kısmı şehirlerin değerli arsaları üzerinde bulunmaktadır. Bu durum değerlendirilebilir. Bu binalar, sosyal/sportif tesisleri olan güvenli ve çağın eğitim ihtiyaçlarına cevap verecek okul binaları karşılığında inşaat firmalarına ihale edilebilir. Bu yeni binalar eğitim bölgelerinde kampüsler şeklinde yapılabilir. Öğrenciler kampüslere okul otobüsüyle taşınabilir.

Bu kampüs alanlarında sosyal/sportif/kültürel tesislerin yanı sıra, trafik uygulama alanları, botanik bahçeleri, doğa sporlarına uygun alanlar, revir gibi tesisler inşa edilebilir.

Ayrıca çeşitli mesleklerin tanıtıldığı atölyelerde eğitimci ustalar tarafından öğrenciler mesleklere yönlendirilmelidir. Bu atölyelerde öğrencilere basit üretimler de yaptırılmalıdır.

5- Hizmet İçi Eğitim;

Öğretmenlerin mesleki ve kişisel gelişimlerine yardımcı olan hizmet içi eğitim geliştirilmelidir. Mevcut haliyle kurs ya da seminerler genellikle ders çıkışı yapılmakta, günlük beş saat kadar sürmektedir. Ortalama altı saat ders görevinden sonra öğretmenin verimliliği de azalmakta, bir an önce eğitimi faaliyetinin amacına ulaşmasını zorlaştırmaktadır. Otuz saatlik bir eğitim, bir hafta yerine üç haftaya yayılmalıdır.

Kurs ve seminerlere katılım istekli hale getirilmelidir. Eğitim faaliyetlerinin bitiminde sınav yapılarak belli bir notun üzerinde puan alan öğretmenlere başarı belgesi, tam puan alanlara üstün başarı belgesi, barajın altında not alanlara katılım belgesi verilmeli, bu belgelerin puan değeri olmalı, sicil dosyasına işlenmeli, atama, yer değiştirme ve kariyer basamaklarında değerlendirilmelidir.

Hizmet içi eğitim enstitülerinin sayısı artırılmalı, her ile yayılarak kursiyerlere ödenen yolluk, yevmiye, beslenme, barınma giderlerinden tasarruf edilmelidir. Bu merkezlerde alanlarında uzman ya da yetkin eğitimcilerle yüz yüze, etkileşimli eğitim yapılmalıdır. Eğitimler atölye çalışmaları, büyük/küçük grup çalışmaları, örnek sunumlarla kursiyerler tarafından özümsenmelidir. İl/içe merkezlerinde uzman eğitimci bulunmaması durumunda ya da gerekli görülen durumlarda uzaktan eğitime de yer verilmelidir. Ayrıca internet ortamında senkron/asenkron eğitimler devam etmelidir.

6- Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Hizmetleri;

Okullarda PDR öğretmen sayısı artırılmalı, rehberlik hizmetleri her öğrenciye ulaştırılmalıdır.

Sınıf öğretmenlerinin girdiği rehberlik derslerinin sayısı artırılmalı, sınıf öğretmeni rehberlik hizmetleri konusunda yeterli ve donanımlı hale getirilmelidir.

Rehberlik etkinliklerinde kazandırılmak istenen davranışlar alternatif öğretim yöntemleriyle kazandırılmalıdır.

7- Sosyal ve Sportif Faaliyetler;

Öğrencilerin, hatta velilerin ders dışı zamanlarda sosyal ve sportif faaliyetler katılması özendirilmeli. Okullarda bu tür faaliyetleri yapmaya uygun alanlar, araç ve gereçler bulundurulmalıdır.

Çevre ve tarih bilincini geliştirmeye yönelik gezilere imkân sağlanmalı, bunun için gerekli olan araç temin edilmelidir.

Öğrenciler sosyal/sportif ve sanatsal faaliyetlerle zararlı ortam ve alışkanlıklardan uzak tutulduğu gibi yetenekleri de ortaya çıkmakta, karakter gelişimi sağlanmaktadır.

Çocuk ve genci ruh, beden, ahlak bakımından geliştiren izcilik faaliyetleri özendirilmeli, kamp yapma imkânı sağlanmalıdır, artırılmalıdır.

Öğretmenler, öğrencilere rehberlik edecekleri sosyal/sportif/sanatsal alanlarda yetiştirilmelidir.

8- Aile Eğitimi;

Aileler okul ve sosyal yaşamla ilgili alanlarda ihtiyaç duydukları konularda eğitilmelidir.

Veliler bu eğitimlere katılmaya özendirilmelidir.

Anne/babaların çocuğu tanıma, iletişim kurma, sorun çöme konularında bilgi ihtiyaçları karşılanmalıdır.

Velilerin okula, eğitim öğretime, öğretmene, çocuğun sınıf ve okul arkadaşlarına karşı olumlu tutum geliştirmesi sağlanmalıdır.

9- Öğretmen Yeterlikleri ve Mesleki Gelişim;

Eğitim öğretim faaliyetlerinin en önemli iş göreni öğretmendir. Yarım doktor candan, yarım imam imandan ederken yarım öğretmen bir nesli mahvedebilir. Bu nedenle öğretmen her yeni güne bir önceki günden daha donanımlı başlamalıdır. Hazırladığı kişisel ve mesleki gelişim hedeflerine adım adım ulaşmaya çalışmalıdır. Öğretmenlerin bunu gerçekleştirebilmesi için özendirilmesi gerekir. Uzaktan eğitim yöntemiyle eğitim koçluğu dersleri verilebilir. Mesleki eserlere ve mesleki dergilere indirimli ulaşılabilmelidir.

Öğretmenin önündeki hedef ve kaygı kendini aşmak olmalıdır.

Alan bilgisi ve öğretim metotlarının geliştirilmesinin yanı sıra iletişim becerileri mutlaka geliştirilmelidir.

Özel durumlarda özel bilgi ve beceri gerektiren konularda yeterli olunmalıdır.

Hepsinden önemlisi öğretmen öz değerlendirme yapabilmeli, vicdanına hesap verebilmeli, yanlıştan dönebilmeli, aynı hatayı ikinci kez yapmamalıdır.

Metin BİLBAY, 30 Ağustos 2012

Zamanda Yolculuk

Beyhan Çevik isimli öğretmenimiz bizlerle hoş bir yazısını paylaştı. Bir eğitim-öğretim yılı daha yaklaşırken öğretmenliğe yeni başlayan meslektaşlarımıza dair güzel dileklerine de yer verdiği bu yazısı için kendisine çok teşekkür ediyor, eğer paylaşmak isterse çalıştığı okul veya hangi ilde olduğu gibi bilgileri bize yazmasını rica ediyoruz.

Zamanda yolculuk

Herkese nasip olmaz bir şeyin başladığını ve bittiğini görmek. Yok, yok yanlış anlamayın. Bir yağmurun, bir yılın, bir günün başlayıp bittiğinden bahsetmiyorum. Ya da seyretmeye başladığımız bir filmden… Hikâye yirmi bir yıl öncesine dayanıyor.

Tayinimin çıkmasını dört gözle bekliyordum. Bu arada nişanlanmış ve tayinim eşimin görev yaptığı yere çıksın diye önceden nikâhlanmıştık. Günler geçmek bilmiyordu. Her gün yeni bir umutla tayin haberini bekliyordum. Derken beklenen gün geldi. Tayinler belli oldu. Fakat tayinler belli olmasına rağmen hiçbir gazetede liste yoktu. Bugün olsa anında internetten öğrenebilirdik. Tüm gazeteler baktım, ama yoktu işte.

Kahrımdan ve merakımdan kalbime inecekti. Umutsuzluğum beni bitirirken agresifliğim etrafıma da yansıyordu.  Zaten herkesin “Ne zaman tayinin çıkacak?” sorularından usanmışken üstüne üstlük bir de tayinimin belli olmaması beni kahretmişti. Aklımdan türlü türlü senaryolar geçiyordu. Acaba yeterlilik sınavını kazamamış mıydım, acaba güvenlik soruşturması olumsuz mu çıkmıştı vesaire… O gün, bir türlü geçek bilmiyordu.

Umutların tükendiği bir anda telefon çaldı. Arayan eşimdi. Bana “Müjde, tayinin çıktı.” dedi. Fakat içimden inanmak gelmedi. Çünkü ben, koskoca bir büyük şehirde tayin haberini alamazken eşim nasıl olmuştu da küçücük bir kasabada haber almıştı, anlayamamıştım. Aklıma eşim beni özledi de yanına çağırıyor herhalde diye bir düşünce geldi. Fakat daha sonra, tayin başvurusu için de benim oraya gitmem gerektiği ve bunu da onun söylediğini hatırladım. Doğruluk payı olabilirdi.

Evet, gerçekti. Eşimin haberi doğruydu. Bu sevinç ve telaşla Aralık ayının ortasında lapa lapa kar yağan, bana yabancı olmayan, öğretmen okulunda okuduğum o küçük kasabaya bu kez öğretmen olarak tayinim çıkmıştı. Hem de yeni başlayan bir adaya göre hatırı sayılır okulda. Daha ne isterdim?

O unutamadığım günden bugüne tam yirmi bir yıl geçti. Birçok okulda çalıştım, sayısız öğrenci yetiştirdim. İki çocuğum oldu, ama benim aslında yüzlerce çocuğum vardı. Hiç ayırt etmedim. Ve bugün o heyecanla başlayan yolculuğun sonlarına geldim.

Evet, başladı ve bitti derken kastettiğim buydu. Herkese nasip olmayacak bir duygu bu… O yirmi bir yıla neler sığdı, neler… Hepsi geride kaldı ve hayal oldu. Yeni bir dönem başlıyor benim için. Anlatılamaz bir ruh hâli içindeyim. Tek gurur duyduğum şey, yetiştirdiğim öğrencilerim. Onların memleketimize hayırlı evlatlar olarak hizmet verecek olmaları ve bizlerdeki görev aşkının onlara yansıması tek mutluluk kaynağım ve duygum. Onları çok seviyor, bahtlarının açık olmasını diliyorum.

Bizden sonra görev yapacak öğretmenlere de sağlık, mutluluk ve başarılar diliyor, tüm meslektaşlarıma da başladıkları bu uzun eğitim-öğretim yolculuğunda sabır, başarı ve muvaffakiyetler temenni ediyorum.

Evet, başladı ve bitti. Zamanda yolculuk ne kadar kısa sürdü, değil mi? Bir nefes almak kadar kısa. Bir göz kırpmak kadar kolay…

Sağlıcakla. ”